Bedir günüydü savaş kazanılmış.

70 esir ele geçirilmişti. Allah Peygamber’e Cibril vasıtasıyla bu 70 esirin akıbeti için, Ömer ve Ebu Bekir’ e danışması emrini verdi..

Peygambere her hususta şu ikiye danış emri gelmişti. ( Ömer ve Ebu bekir’e) danış Emri …

– Ya Ebu Bekir bugün düşmanlarımızdan Allah’ın yardımıyla 70 tane esir elimize geçmiştir. Sen ne düşünüyorsun?

– Ya Resulullah; Onları fidye karşılığı serbest bırakalım. Belki onların arasından gelecekte, Allah’ın yoluna baş koymuş her işte Allah’ın yolunu gözeten müminler çıkar.

Peygamber hoşnut oldu. Sonra;

– Ey Hattabın oğlu ; Allah ikinize her hususta danışmamı emretti ya Sen ne dersin?

– Ya Resulallah ben şunu derim ki; Akili Ali’ ye kardeşini Ebu Bekir’e benim amcaoğlumu da bana verin. Biz bunları öldürelim. Böylelikle Allah görsün ki içimizde onun düşmanlarına hiç sevgi yoktur.

Peygamber onaylamadı. Ebu Bekir’i kastederek;

– Ya Ebu Bekir sen Meleklerden Mikail gibisin onların üzerine rahmetle inersin. Enbiyada İbrahim gibisin ” Ya Rabbi düşmanlarını mağfiret et ” demişti.

Sonra da Ömer’i kastederek;

– Ya Ömer senin kalbin kayalardan daha serttir. Meleklerden Cibril gibisin o azabla iner yere Enbiya da Nuh gibisin ” Ya Rabbi ümmetinden sana uymayanlara azabını indir ” demişti..

Sonra ki gün Ömer perişan, nerede Peygamber ve Ebu Bekir’i arasa yok nihayet ümidini kaybetmişken, bir dağın yamacına ulaştı. Peygamber ve Ebu Bekir ağlamaktan perişan..

Hz Ömer Onlara yetişti..

– Anam Babam sana Feda olsun Ya Resulullah ; ” Neden ağlıyorsunuz ? …

– Peygamber yüzünü döndü.

– Dün Allah senin ve Saad bin Muaz’ı tasdik etti ve Azabı üzerimize çöktü.

– Şu Uhud dağını görüyor musun? Azab o dağa kadar geldi dağa çarptığı gibi geri döndü. Eğer azab gerçekleşseydi Sen ve Muaz dışında kimse kurtulamazdı..

– Yani Allah’ın Ayetine siz muktedir oldunuz biz helak oluyorduk işte bu yüzden ağlıyoruz ya Ömer…